21 Şubat 2013 Perşembe

Duvarlarım



Konuşacak uzun cümleler buldum kendime.

Kilometrelerce kelime, dökülen dudaklarımdan…

Çizgiler çektim üstlerine

Ve virgüller soktum aralarına.

Ya noktalı virgülle yeniden başladı hepsi

Ya da üç noktayla sonsuzlukta son buldu…

Ama asla kesilmedi!

Ve şimdi tüm bu kelimeleri,

Tüm bu cümlecikleri, sözcükleri, harfleri, virgülleri,

İçindeki benliğimle birlikte, sonsuzluğa uzanan bu düşünceleri,

Duvarlar dinledi.

Duvarlarım dinledi.

Duvarlarım en iyi dinleyicilerdi şu ana kadar karşılaştığım,

Ve en güzel yorumu yapanlardı sessizlikleriyle…

Bir insanın aksine, bir ifade de takınmazlardı.

Ama kolları olmasa da sarılmayı,

Gözleri olmasa da görmeyi,

Kulakları olmasa da dinlemeyi,

Ağızları olmasa da konuşmayı,

Beyinleri olmasa da düşünmeyi,

Ve asla duyulmasalar da susmayı iyi bilirlerdi.


Bir insana göre çok daha insanlardı!

Ve bir yüreksize göre çok merhametli…

5 Şubat 2013 Salı

-OZ-

"Gezegenin üzerindeki herkes bir çeşit gerçeğe inanmak üzere büyütülür ; tanrı'ya, ahlaka, ölümlülüğe, hayatın amacına. bu tür inanışlara genellikle din diyoruz. ve eğer hayat sırasında bu inanışlar çökerse, gerçek olmadıkları kanıtlanırsa, takip edeceğimiz ve inanacağımız başka bir din buluruz. bu dönüşüm sarsıcı olabilir, sadece bizim için, ruhumuz için değil, ama etrafımızdakiler için de." "Birçoğumuz için tanrı'nın gönderdiği işaretler belirsiz. değişime uğrayan herkes, komünistken kapitalist olan da, veya alkolikken yeşilaycı olan da, eski inançlarını kötülerler. çünkü onların işine yaramadıysa kimsenin işine yaramamalıdır. bakış açısı daralır, ışıktan kör olur. hindu da olsa, adsız alkoliklere de katılsa bir fanatiğe dönüşür. bana sorarsanız dünyanın içine sıçanlar fanatiklerdir. fanatikler, tanrı'nın kendi saflarında olduğuna inanırlar. ya geri kalan bizler? bizim ilahi ışığa ihtiyacımız yok. bize gereken, gecenin karanlığında tuvalete giderken ayağımızı çarpmamıza engel olacak kadar bir ışık."